27/08/2014 6:56

Aykut Akova

Psikolojik Danışman & Pedagog

Çocuğun ilk beş yıl zamanında kişiliğinin temellerinin atıldığı bilinen bir gerçektir.

İlk iki yılda anne & çocuk ilişkisi halinde başlar, daha sonra da baba da çocuğun ruhsal yapısının şekillenmesinde yerini alır,çocuklarda ben kavramı aile için de kişiler arasında ilişkilerle konulur.

Aile içinde kurulan bu ilişkiler, sonucunda çocuğun kişilik gelişimi için adımlar atılmış olur aile içinde kurulan bu ilişkiler daha sonraki yaşamlarını etkiler davranışların oluşmasında büyük önemi vardır. Bu bakım dan ilk beş yılda ailenin ilişkilerine, iletişimlerine çok önem vermelidir.

Burada yapılacak olan yanlışlar çocuğun ilerki yaşamlarını kişiliğini etkileyecektir.

Aile içindeki ilişkiler ve iletişimler sonucunda çocukta güven yada güvensizlik duygularının gelişmesine yol açar çocukla annenin ilişkisi ilk olarak emzirme sırasın da ortaya çıkar. Emzirme durumunda, çocuk tatmin edilmemiş olabilir ve kırıklığa, saldırganlığa, kaygı ve endişeye, güvensizlik duygusuna dönüşebilir.

Annenin emzirme sırasında kaygılı, huzursuz, sıkıntılı, aceleci, olması çocuğu etkiler bunlar kişiliğinin bir parçası olabilir. Emzirme sırasında bir sorun yaşanırsa çocukta nefret gibi olumsuz duygular gelişebilir yada suçluluk duyguları gelişebilir.

Kişilik gelişimin de annenin rolu çok büyüktür. Annenin öfkeleri, kızgınlıkları, hayal kırıklıkları, saldırganlıkları çocuğu etkiler.

SOSYO EKONOMİK KOŞULLAR

Ailenin sosyo ekonomik şartları çocuğun kişiliğini etkiler.

Fakirlik, arzuların tatmin edilmemiş olması kişiliği sertleşme sine diğer bir değişle hırçınlığa ve saldırganlığa yol açabilir.

Devamlı olarak açlıktan soğuktan etkilenen çocuklarda endişe görülür. Bu kişilik yapısında derin izler bırakabilir.

Çocuğun kendini güven içinde hissetmemesi gibi, kötü bir sonuca yol açabilir.

Çocuğun temas halinde bulunduğu arkadaş çevresi ile arasında ekonomik bakımdan büyük faklar varsa, çocukta aşağılık duygusu meydana gelebilir.

Bu duygu, özellikle gençlik döneminde en şiddetli şekilde ortaya çıkar çocuk bu yaşlarda akranlarına kendini beğandirmek ve sosyal hayata katılmak ister.

Fakirliğin çocuğun kişisel gelişiminde önemli etkileri olduğu anlaşılmıştır.

Yapılan bir araştırma elverişli olmayan ev koşullarında yetişen çocuklarla diğer çocuklar karşılaştırıldığında kendine güven konusunda önemli faklılıklar bulunduğunu ortaya koymuştur.

ANNE BABANIN ÇOCUĞU SEVMEMESİ:

Bazı anne babalar çocukların dan hoşlanmadıklarını, nefret ettiklerini çeşitli biçimlerde gösterirler.

Bazıları, çocuğu istemediklerini açıkça söylerler ve çocuktan kurtulmanın çarelerini ararlar.

Ekonomik durumları iyi olan aileler genellikle çocuğu yatılı bir okula gönderebilirler. Bu tür anne babalar, çocuğu şiddetle cezalandırır, sürekli olarak eleştirir. Özellikle başkalarının yanında onun başarısızlığından bahseder, çocuğu haksız yere eleştirir ve çocuğu ihmal eder veya luzumundan fazla korur.

GATES, anne babaların çocuklarını sevmediğini gösteren bazı belirtilerden söz eder. Bun lar :

Çocuklarından yapamayacakları başarıları beklemek.

Çocuk hakkında hiç bir zaman olumlu şeyler söylememek.

Onu arkadaşları veya çevresi yanında sürekli eleştirmek.

Başkalarının çocuğunu övmelerini hayretle karşılamak.

Çocuğun ihtiyaçlarını bir eziyetmiş gibi karşılamak.

ANNE & BABALARINA Çocuklarına sevgi göstermeleri, aralarındaki ilişkinin kötü olması dır.

Eşini sevmeyen bir kadın, bu sevgisizliği çocuğa aktarır.

Bir erkek, sevmediği eşinin çocuğundan hoşlanmayabilir. Çocuğun doğumu ile anne & babanın zevk aldığı şeylerden mahrum oluşları, onu istenmeyen bir varlık haline sokabilir.

Sosyo ekonomik düzeyi düşük olan çevreler de çocuğun doğumu, zorunlu ihtiyaçların kısıtlanmasına yol açar.

Sosyo ekonomik düzeyi iyi olan kişilerde bu, konforun azalması, kişisel ihtiyaçlardan vazgeçme anlamına gelir. Sevdiği bir mesleğe sahip olan bir anne doğum sonrası, görevini geçici olarak yapamaz veya görevinden ayrılabilir. Bu da çocuğun istenmemesine sebep olabilir.

Başlangıçta çocuk isteyenlerin, doğduktan sonra çocuğu sevmedikleri görülmüştür.

Zorla yapılan evlilikler sonucunda çocuğun istenmediği bilinen bir gerçektir.Ayrıca evlenenlerin, yeterince olgunlaşmamış olması çocuğu istememelerine sebeb olabilir.

Evlendikleri halde eğlenmeye, gezmeye düşkün olan anne baba da aynı durumdadır.

ÇOĞUN NORMAL OLMAYIŞI, ENGELLİ OLUŞU, ÇİRKİN BİR BEDEN YAPISININ OLMASI, ZİHNEN BİR BOZUKLUK GÖSTERMESİ İSTENMEYEN BİR ÇOCUK OLMASINA YOL AÇABİLİR.

Ayrıca cinsiyet çocuğun istenmeyişine yol açabilmektedir. Bir başka durum da anne & babadan birinin çocukla fazla ilgilenmesidir.

Bu durumda, eşin de kendisine karşı sevginin azaldığı fikrini ortaya çıkartırsa, baba veya anne çocuğu istemiyebilir.

Bazı durumlarda da eşlerin annelik, babalık rollerini benimseyememeleri de istenmeyen bir çocuk ortaya çıkartabilir.

İstenmeyen çocukta saldırganık,

isyankarlık,

kavgacılık,

suça eğilim,

korku,

yalnızlık,

güvensizlik

Gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

AŞIRI KORUYUCULUK

Burada babadan çok annenin durumundan söz edeceğiz çünkü genellikle çocuk eğitimi ile ilgilenen annedir.

Aşırı koruyu anneler çocuğun gelişmesine engel olurlar herşeyi hoş görmek,göz yummak, her isteğini yapmak, kendi başına yapabileceklerini dahi annenin yapması, şımarık, söz dinlemeyen, gelişimsel gerilikler gösteren bir çocuğun ortaya çıkmasına yol açar.

LEVY’YE göre aşırı koruyuculuğun nedenleri şunlardır:

ÇOCUĞA SAHİP OLMAK İÇİN ANNENİN UZUN SÜRE BEKLEMİŞ OLMASI, bu arada çocuk kaybetamesi

HASTALIK, ÖLÜM GİBİ OLAYLARIN ANNEYİ KORKUTMASI

EŞİ İLE CİNSEL BAKIMDAN ANLAŞAMAMAK

SOSYAL HAYATTAN UZAK YAŞAMA:EŞLER ARASIN DA ORTAK İLGİLERİN AZLIĞI, BAŞKALARIYLA TEMASLARDAN UZAK KALMA

ÇOCUKLUĞUNDA ANNENİN DUYGUSAL BAKIMDAN İHMAL EDİLMİŞ OLMASI, ÖZELLİKLE ANNENİN MUTLU BİR ÇOCUKLUK GEÇİRMEMESİ

ÇOCUKLUĞUN DA ANNEYE VERİLEN AĞIR SORUMLULUKLAR VE BUNUN SONUCUN DA HÜKMETME ALIŞKANLIĞININ EVLİLİKTE DE DEVAMI

TATMİN OLMAYAN TUTKULAR

ANNE & BABA nın çocuğa farklı davranmaları çocuk üzerinde olumsuz etki yapar bu bakımdan anne babanın çocuk yetiştirirken bu durumu göz önünde bulundurmaları gerekir.

Ayrıca anne & baba nın çocuk yetiştirirken ölçülü davranması, aşırıya kaçmaması gerekir.

EV DE AHLAKİ HAVANIN BOZUK OLMASI DA ÇOCUĞU ETKİLER. ANNE VE BABANIN SUÇLU, ALKOLİK OLMASI ÇOCUĞUN GELİŞİMİ İÇİN OLUMSUZ BİR ETKİDİR, ANNE & BABANIN SÜREKLİ KAVGA ETMESİ ÇOCUKLARI HUZURSUZ KILAR.

ÇOCUKLARINI İHMAL EDEN ANNE VE BABALAR:

Çocuklarını ihmal eden, ona veya onlara kötü muamele yapan anne & baba çoğu zaman bunu istemeyerek yapar.

Burada patolojik durumlar hariç tutulmaktadır, psikolojik olarak sorunları olan aileler ayrı bir konudur.

Hatta sık sık aynı işi yapsa bile bundan yine de mutluluk duymaz. Pişmanlık hisleri kendisini ve ya kendilerini kaplar. İlgili uzmanlarca anne & baba ya psikolojik, sosyal hizmetler götürülmedikçe bu çoğu zaman böyle devam edebilir.

Yani anne & baaba çocuğu ihmal eder veya ona kötü muamele yapar, çocuk ise bundan çok etkilenir. Bu çemberi kırmak için aileye hizmet gerekir.

Aile kendi kendine bu durumu her zaman düzeltebilseydi dünya üzerinde aileyi yönlendirme diye bilimsel bir çalışma olmaması gerekirdi.

Annebaba çocuğa nasıl rehberlik edecekleri konusunda kendilerine güvenlerinin artması oranında çocuğa daha iyi yardımcı olabilecekleri gibi kendilerine de güvenleri artacaktır.

Aykut Akova

Psikolojik Danışman & Pedagog

Psikolojik Danışman & Pedagog http://www.psikologaykutakova.com/

Aykut Akova

Henüz yorum yazılmadı

Yorumunuzu yazınız...

*